Yoga’ya 2001 yılında Amerika’da yaşarken başladım ve çok sevdim.  Ama Türkiye’ye döndükten bir süre sonra işimin yoğunluğu, geç saatlere kadar çalışmam ve seyahatlerim nedeniyle pratiğim düzenini kaybetti.  

 

2016 yılı sonbaharında evde yaptığım pratiklere geri döndüm. Bu arada beni hızlı bir şekilde pratiğime geri döndürecek, bilgilerimi tazeleyip, yeni bilgiler edinmemi sağlayacak ve tabii programıma da uyacak bir çözüm arayışı içine girdim. O sırada karşıma YogaUni’nin Alexis Gulliver ve Nesteren Akçay ile düzenleyeceği 200 saatlik yoga eğitmenlik eğitimi programı çıktı.

 

Eğitim iki modülden oluşacaktı ve Çeşme Köy’de buluşulacaktı. Birinci modül Haziran ayının ilk haftasında 4 gün olacak, yaz boyunca verilen çalışmalar ve ödevler yapılacak ve Eylül ayında da 7 gün sürecek olan ikinci modül için buluşacaktık. Yoğun bir programın izleneceği bu eğitimin bana uyduğuna karar verdim. Eğitmenleri zaten bir süredir izliyordum ve iyi oldukları konusunda hiç şüphem yoktu. Bu program sırasında herşeyden uzak, tamamen yogaya odaklanabileceğimi, pratiğime hızlı bir dönüş yapabileceğimi ve bilgi eksiklerimi tamamlayabileceğimi düşündüm.

 

Öncelikli amacım kendim için öğrenmekti ama yapmayı sevdiğim, iyileştirici, dönüştürücü olduğuna inanadığım yogayı başkalarına öğretebileceğim fikrini de sevdim. Ve kaydoldum...

 

İlk modülden bir süre önce okumamız gereken kitaplar ve izlememiz gereken videoları eğitmenlerimiz bize ilettiler. Program hakkında bilgi verdiler. Nelere ihtiyacımız olduğunu söylediler.

 

Program her gün 6:30’da başlayacaktı. İki kişilik odalarda kalacaktık, odamızı başka bir katılımcı ile paylaşacaktık. Yemeklerimiz vejeteryan olacaktı. Herşeyi söylendiği haliyle kabul ettim. Çok soru sormadım. Bunun da eğitimin bir parçası olduğuna inandım ve hiç bir sorun da yaşamadım.

 

İlk modül için Haziran ayında buluştuğumuzda temel duruşlara yoğunlaştık. Sabah saatlerini Alexis Gulliver ile yoğun ve uzun bir bir yoga seansı yaparak geçiriyorduk. Öğleden sonra ise duruşların detaylı incelemesi (Nesteren Akçay’ın deyimi ile kliniği) oluyordu . Meditasyon yaptık, pranayama tekniklerinin bir bölümünü öğrendik, yoga felsefesi konuştuk. Bütün bunlar, beni ikinci modüle kadar kendi başıma yapacağım çalışmalara hazırladı.

 

Eve döndükten sonra Haziran ve Eylül arası için kendime bir program oluşturudum. Her sabah 7’de kalkıp yoga ve nefes çalışmalarımı yaptım. Verilen kitapları okudum, ödevleri yaptım. Bu süreçte, planlı, sabırlı, dikkatlı olmak gerekiyor. Ben hep yapmak isteğim bir şeyi yaptığım için istekle yoluma devam ettim.

 

İki modül arasındaki süreçte sorularımız olduğunda yalnız kalmadık. Eğitmenlerimizin desteğini ben hep hissettim.

 

İkinci modül için Eylül ayında buluştuk. İlk 4 gün sabah programımız pranayama ile başladı. Güneş doğarken, doğa uyanırken yaptığımız bu seanların mucizevi bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Hayat enerjisinin içimde dolaştığını, zihnimin berraklaştığını, bedenimin hafiflediğini hissediyordum. Nesteren Akçay ile yaptığımız bu nefes çalışmalarını çok özlüyorum. Sabah saatlerine yoga yaparak devam ediyorduk, öğleden sonra da sabah seansındaki duruşların detaylı incelemesi, kliniği oluyordu. Her bir duruşun anatomik bilgilerini, faydalarını, duruşta nelere dikkat edilmesi gerektiğini, duruşu yapmaya ve geliştirmeye nelerin yardımı olacağını ve her bir duruşun nasıl öğretilmesi gerektiğini tartışıyorduk. Bu seanslar sekanslamanın da temelini oluşturdu.

 

Sonraki günlerde Alexis Gulliver ile sekanslama üzerine çalıştık. Bir sürü şey öğrendik ama herşeyi bir araya getirip bir sekans oluşturmak ve dersi şiirsel, meditatif ve aynı zamanda enerji veren bir anlatımla yaptırmak gerçekten bir sanat. Alexis Gulliver ve Nesteren Akçay eğitim süresince bu konudaki ilham verici yeteneklerini bizimle bol bol paylaştılar.

 

Her gün akşamları da çalışmaya devam ettik. İlk günler yoga felsefesi, daha sonra sekanslama konuştuk, tartıştık.

 

Her günü nerdeyse 12 saat çalışarak geçirdik. Bir saniyesi bile boş geçmedi eğitim sürecinin.

 

 

İkinci modülün son iki gününde, kendi sekanslarımızı oluşturup, dersimizi yaptık.

 

Benim için yoga pratiği yapmaktan yaptırma sürecine geçişin kolay olduğunu söyleyemem. Zorlandım, ama bir sürü şey öğrendim.

 

Bu eğitim benim beklentilerimin üzerinde iyiydi. Sürecin kolay olmadığını, fiziksel ve mental olarak zorlandığımı düşündüğüm zamanlar oldu. Ama bu süreç kendimi, bedenimi tanımama ve yoganın bana neler hissettirdiğini anlamama yardım etti. Bu deneyimi yaşamış olduğum için çok memnunum.

 

Eğitmenlerimiz Alexis Gulliver ve Nesteren Akçay’ın bilgileri, tecrübeleri, sabırları, anlayış ve ilgileri, işlerine duydukları saygı, bu deneyimi unutulmaz hale getirdi. İki çok değerli öğretmenim oldu. Yolum bu iki özel insanla kesiştiği için, onların öğrencisi olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

 

Gruptaki arkadaşlarımın her biri de çok özel insanlar. Birbirimizi hiç tanımadan başladığımız bu yolda birbirimizi sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissettik. Uyumlu, eğlenceli bir grup olduk.

 

Bu eğitimin Çeşme Köy’de olması da çok iyi bir seçimdi. Doğanın içinde, huzur veren bir yer Çeşme Köy. Böyle bir eğitim için çok iyi bir seçim.

 

Bu eğitim, hiç bir anını unutmak istemediğim, mümkün olsa da beynimin bir köşesine an be an kaydedebilsem dediğim bir deneyim oldu benim için. Süreç içinde kendimi, bedenimi, sınırlarımı daha iyi anladım ve istersem bu sınırları aşabileceğimi gördüm. En önemlisi farkındalığımı artırarak, bu yolculuğa devam etmek istediğimi gördüm.

 

Bu deneyimi Alexis Gulliver ve Nesteren Akçay ile yaşadığım için çok memnunum. Çok teşekkür ederim sevgili öğretmenlerim.

 

Namaste

Elvan Ongun Esen Ekim 2017